Hasan Sancak Noter Onaylı Ruya

15/11/2006 -

Kategori: yazilarim

 

 

DÜNYADA EŞİ VE BENZERİ YOK

NOTER ONAYLI KÂBUS YATAK REKLAM SENARYOM

BLENDAX ŞAMPUAN VE ETİ NEGRO TARAFINDAN KOPYALANMIŞTIR.

 

 

 Aşağıda yazılan  ve anlatılan yatak reklâmı Eğitimci-Gazeteci-Şair Hasan Sancak'ın düşünce ürünüdür.

 

      ÖNEMLİ NOT:(SAHİBİNDEN İZİN ALINMADAN ASLA BAŞKA BİR ÜRÜN İÇİN KULLANILAMAZ.) Sahibinden izin alınmadan reklâm ve başka amaçla için dünyada ve Türkiye'deki; ulusal, yerel, televizyon, radyo, bilgisayar, gazete, dergi, şahıs, firma, şirket, reklâm ajansı vb. tarafından konusunun küçük bir bölümü ya da tamamı değiştirilerek sesli, görüntülü, yazılı şekilde televizyon, sinema tiyatroda oynatılamaz, seslendirilemez; kaset ve CD ye çekimi yapılarak gösterilemez. Aksine hareket edenler hakkında Telif Hakları Yasası uyarınca kanunî işlem yapılır.

 

Konu:"Anlatılan olay hem kış, hem de yaz mevsimi için iki ayrı şekilde oynatılabilir. (Kış mevsiminde kar, kış fırtına. Rüzgâr kuvvetli bir şekilde esiyor. Dışarıda göz gözü görmüyor. Vakit gecedir.) (Yazın ise yine çok sıcak bir gece. Rüzgâr uğultusu her tarafı kaplamış bir durumdadır. Rüzgârın uğultusuyla birden bir evin pencere camı iki tarafa sonuna kadar açılır. Perde ve tüller havaya tavana doğru kalkar. (Yatakta yatanlar tek kişi, çocuk, ya da karı koca olabilir.) O anda yatakta yatan kişi çok kötü bir rüya görmektedirler. Yataklarında bir o yana bir bu yana dönmektedirler. Çünkü yatağın altından gelen uzun dikenler çıkarak vücutlarına batmaktadır. Onlar da yatakta sağa sola kaçmaktadırlar. En sonunda yataktan aşağıya doğru tepe taklak düşerler. Bu düşüş çok uzun bir düşüştür. Tam yere düşecekleri zaman alt tarafta birden çok güzel başka bir yatak imdada yetişir. İlk yataktan düşen kişiler yumuşak bir inişle alt taraftaki pamuk gibi bir yatağın üzerine düşerler. Birden uyandıkları zaman bunun kötü bir düş olduğunu görerek yatak ve yorganlarına sarılırlar. 21 EYLÜL 2001

 

T.C

ALAÇAM NOTERLİĞİ

RESMİ MÜHÜR VE İMZA

ASLININ AYNIDIR

SAYI: 2300

21 EYLÜL 2001

ALAÇAM NOTERİ

OSMAN MOLLAMEHMETOĞLU

 

 

 

 

 

NOTER ONAYLI KÂBUS YATAK REKLAMIM İLE BLENDAX’IN BENZERLİKLERİ

 

 

 

                     BLENDAX'IN ALOE VERA ÖZLÜ NEMLENDİRİCİ ŞAMPUANININ 15.02.2006 tarihinden itibaren aynı anda bütün dünyada ve Türkiye’de,  ulusal televizyonların reklam kuşaklarında gösterilen senaryosuyla benim yatak kâbus reklam senaryosunun benzerliklerini bilginize sunuyorum. Benim,"Kâbus Yatak Reklam Senaryom" ile Blendax Şampuan ürün farklı, konu tamamen aynıdır.

 

                    Bu reklam senaryosunun özelliği şudur. Reklam senaryosunda iki tane zıt kutup bulunmaktadır. Bunlardan birisi iyi, diğeri de kötüdür. Benim yatak reklam senaryomda ürün olarak kötü yatak bir de iyi yatak vardır. Blendax şampuan bunu  kötü saç ve iyi saç olarak açıklamaktadır. Bu durum da onların reklam senaryosunun, benim reklam senaryosunun bir kopyası olduğunu söyleyebiliriz.

 

                    Benim reklam senaryom kâbus reklam senaryosudur. Blendax reklâm senaryosu bir kâbus reklam senaryosudur. Benim gibi bir kız aynen yatağa yatmış, rüya görmektedir. Bu bildiğimiz bir rüya değildir. Kâbus (Karabasan) görmektedir.

 

                     Benim kâbus yatak reklam senaryomda çok kötü bir yatak vardır. Yatağın içinden dikenler çıkmaktadır. Blendax Şampuanda ise çok kötü bir saç bulunmaktadır. Kafasında kargalar uçuşmaktadır..

 

                 Benim kâbus yatak reklam senaryomda hava çok kötüdür. Blendax Reklam Senaryosunda da hava çok kötüdür. Bunu nereden anlıyoruz? Korkuluk gibidir. Saçları darmadağınıktır.

 

                 Benim Yatak reklam senaryomda imdada güzel yatak yetişmektedir. Sonunda iyi yatak ile kâbustan uyanılmaktadır. Onların kâbus reklam senaryosunda ise imdada Blendax yetişmektedir. Kız Blendax ile birlikte rahata kavuşmaktadır. Güvercinler uçuşmaktadır. Blendax ile birlikte kâbustan uyanmaktadır.

 

En sonunda kâbustan uyanma bölümü bulunmaktadır. Ben de bunu son cümle olarak reklam senaryomda söylemekteyim.(Birden uyandıkları zaman bunun kötü bir düş olduğunu görerek yatak ve yorganlarına sarılırlar. )Yukarıda açıkladığım gibi Blendax şampuana ulaşmanın mutluluğu anlatılmaktadır.

 

 

 

RÜYA=RÜYA

KÂBUS= KÂBUS

KIZ YA DA KADIN=KIZ YA DA KADIN

KÖTÜ HAVA=KÖTÜ HAVA

KÖTÜ SAÇ=KÖTÜ YATAK

İYİ SAÇ=İYİ YATAK

KÂBUSTAN UYANMA

 

 

 

 

 

NOTER ONAYLI KÂBUS YATAK REKLAMIM İLE

 ETİ’NİN BENZERLİKLERİ

 

           Ben, kabus yatak reklam senaryomu  21 EYLÜL 2001  tarihinde notere onaylattım.. Eti Negro, benim kâbus yatak reklam senaryomdan 5 sene sonra, 11.10.2006 tarihinden itibaren kâbus reklam senaryosunu bütün Türkiye’de, ulusal kanalların reklam kuşaklarında oynatmaya başlamıştır.Bu reklam senaryosunda da özellikler tamamen birbirinin benzeridir.İyi ve kötülük üzerine reklam senaryosu oturtulmuştur..Benim reklam senaryomda bu durum iyi yatak,kötü yatak olarak açıklanmaktadır.Eti Negro’da ise,ürünün karşılığı olarak kötü insanlar ve yine çok iyi bir ürün olarak Negro belirtilmektedir.Bu durum da onların reklam senaryosunun benim reklam senaryosundan esinlenerek yaptıklarını göstermektedir.

 

Benim yatak reklam senaryom kâbus yatak reklam senaryosudur. Eti Negro’ nun reklam senaryosu da kabus reklam senaryosudur.

 

Ben, parantez içine aldığım yazımda şöyle diyorum.(Yatakta yatanlar tek kişi, çocuk, ya da karı koca olabilir.)Eti Negro’daki kâbus reklâm senaryosunda kadın ve erkek yan yana bulunmaktadır.

 

Benim kâbus yatak reklâm senaryomda kâbusu gören erkektir. Eti Negro’da da kâbusu gören erkektir.

 

Benim kâbus yatak reklam senaryomda kötü yatak vardır. Eti Negro’nun kâbus reklam senaryosunda ise kötü kişiler bulunmaktadır.

 

Benim kâbus yatak reklam senaryomda kötü yataktan uzaklaşma vardır. Eti Negro’da ise kötü kişiler kâbus görenden uzaklaşmaktadır.

 

İmdada bende güzel yatak yetişmektedir. Eti Negro’da ise imdada ürün yetişmektedir. En sonunda ise Eti Negro “Hayranları bilir. Negro’suz kalmak kâbus gibidir. Cümleciğini söylemektedir. Burada kâbus olmadan reklam senaryosunun bir işe yaramayacağı belirtilmektedir.

 

En sonunda kâbustan uyanma bölümü bulunmaktadır. Ben de bunu son cümle olarak reklam senaryomda söylemekteyim.(Birden uyandıkları zaman bunun kötü bir düş olduğunu görerek yatak ve yorganlarına sarılırlar. )Yukarıda açıkladığım gibi Eti Negro “Hayranları bilir. Negro’suz kalmak kâbus gibidir. Cümleciğini söylemektedir. Burada aynen benim gibi kötü düşten uyanarak, bir memnuniyet açıklanmakta, Eti Negro ile kâbustan kurtulacağı düşüncesi belirtilmektedir.

 

 

 

 

 

 

ALTERNATİF

SPORDA BARIŞ VE KARDEŞLİK

 REKLAM SENARYOLARIM

 

DİKKAT: Aşağıdaki “ Sporda Barış ve Kardeşlik Reklâm Senaryo Önerileri “ Hasan Sancak ’a aittir.  (KONUSU BAŞKA BİR ÜRÜN İÇİN ASLA KULLANILAMAZ) 

 

           ÖNEMLİ NOT: BU REKLÂM ÖNERİLERİ HABER OLARAK GAZETE VE DERGİLERDE YAYINLANABİLİR. Öbür türlü sahibinden izin alınmadan: TÜRKİYE VE DÜNYADA “ Reklâm ve başka amaçlar için hiçbir televizyon, Bilgisayar ve İnternet’te; ulusal, yerel, televizyon, sinema, tiyatro, radyo, gazete, dergi, şahıs, firma, şirket, reklam ajansı vb. tarafından konusunun küçük bir bölümü ya da tamamı değiştirilerek sesli, görüntülü, yazılı şekilde kullanılamaz. Oynatılamaz, gösterilemez ve yayınlanamaz. Kaset ve CD ye çekimi yapılamaz. Aksine hareket edenler hakkında “ Telif Hakları Yasası” uyarınca kanunî işlem yapılır.”

 

             

 

          KONU 1: Bir genç bisikleti ile birlikte evine gitmektedir. Bisikleti bahçeye bırakır. Evin kapısını çalar. Anne,  kapıyı açar. Çocuk annesini kucaklar. Dosdoğru kendi odasına çıkar. Üstündekileri çıkartır. Aynanın karşısında yüzünü, sağını ve solunu da iyice boyar. Kapıdan çıkmak üzereyken onu annesi görür.

 

—Anne: Oğlum nereye gidiyorsun?

 

—Genç: Maça gidiyorum Anneciğim.

 

—Anne: Oğlum sağına soluna dikkat et.Sen, biraz yaramazsın.Kimseyle dalaşma. Her şeyi konuşarak ve güzellikle hâllet.

 

—Genç: Peki Anneciğim.

 

               Genç annesini öper. Bisikletine biner yola çıkar. Bir marketin önünde durur. Çok güzel bir içecek ya da yiyecek alır. Onu, bisikletinin önüne koyar. Tekrar yola çıkar. Biraz gittikten sonra ansızın önüne “korkunç bir köpek, ayı, goril, maymun...” çıkar. Genç fren yapmak ister, bisikletini durduramaz, yere düşer. Onunla karşı karşıya kalmışlardır. O, ona dişlerini göstermeye başlar. Genç ne yapacağını şaşırmıştır. Yavaş yavaş ayağa kalkarken  eli  o aldığı şeye değer.Onu eline alıp ayağa kalkar.O, hırlayarak, homurdanarak kendisine yaklaşmaktadır. Genç renkten renge girmektedir. İstemeyerek o şeyin kapağını, üstünü açar, Ağzına bir tane atar. Hoşuna gitmiştir. İçinden bir tane daha alır. İleri doğru savurur. O şey onun önüne düşer. Yiyeceği ya da içeceği koklar, bir taraftan hırlarken. onu  ağzına atar.Genç bir tane daha  eline alır onu da atar.Yine onun önüne düşmüştür.Bir taraftan hırlamakta,bir taraftan koklamakta ve o şeyi sonra da yemektedir.Artık gencin her attığı şeyi havada kapmaktadır. Genç, zarar gelmeyeceğini anlayarak  canavara yaklaşır. Elinle vermeye başlar. Bir kaç tane verdikten sonra hayvan  iki ayakları üzerinde durmaya başlar. Yiyeceği vermeye devam ettiği anda, o şey ayağından başlayarak insan olmaya, insanlaşmaya başlar.O da kendisi gibi bir gençtir. Öyle kuvvetli kucaklaşırlar ki. Onu bisikletinin arkasına alarak maça yetişmek için yola çıkarlar. Sahanın içinden hep birlikte gür bir ses dört tarafa yayılmaktadır.

 

 -En Büyük Türkiye!..Başka büyük yok!

 

-En Büyük Türkiye!..Başka büyük yok!

 

-En Büyük Türkiye!..Başka büyük yok!

 

 

 

           KONU 2: Türkiye Birinci Futbol Ligi’nde mücadele eden en büyük iki takımın İstanbul’da karşılaşması vardır. Maç saati gelmiştir. İki grubun taraftarları farklı kapılardan maça girmektedirler. Polisler de bir olay çıkmaması için sıkı güvenlik tedbiri almışlardır. Bu maçı birbirlerini deliler gibi seven ama farklı takımları tutan iki sevgili de seyredecektir. Üstlerinde tuttukları futbol takımlarının formaları bulunmaktadır. Maça girerken bile ellerini bırakmamaktadırlar. Diğer iki ellerinde de büyük iki tane kutu bulunmaktadır. Polisler en ince ayrıntısına kadar her tarafı aramaktadırlar. Tribüne gelirler. Yan yana fakat kendi tuttukları takımlarının bulunduğu bölümde otururlar. İki tarafın bulunduğu yerin ortasında aşağıdan yukarı kadar polisler ve barikatlar yer almaktadır. Böyle olduğu hâlde bile ellerini bırakmamaktadırlar. Hakemin düdüğünü çalmasıyla birlikte maç başlar. Herkes ayağa kalkmış kendi takımına tempo tutmakta ve birbirlerine çok kötü sözler; el, kol hareketleri yapmaktadırlar. Polisler onları zor zapt etmektedir. İki sevgili de sadece kendi takımları lehinde tezahüratta yapmaktadırlar. Birbirlerinin suratına sevgi ile bakmaktadırlar. Adeta maçın bir kardeşlik ve barış olduğunu birbirlerinin suratına söylemektedirler. Belirli bir süre böyle geçer. İkisi de aynı anda ayağa kalkarlar. Büyük kutunun ağzını açarlar. İçinde çok güzel bir içecek ya da yiyecek vardır. Kız ve erkek rakip taraftarlara teker teker onları sunmaktadır. Bu sahadaki bütün seyircilere yetecek kadar fazladır. Kutuların içindekiler elden ele bütün herkese ulaştırılır. Sevgililer, bulundukları yere dönerler.  Ayaktadırlar.Ellerini  tutarak kendi takımları için bağırmaktadırlar.O içecek ve yiyecekleri ağzına getirip midesine indirenlerde  kardeşlik ve barış duygusunun gelişmesine yol açmıştır.Tribünde herkes ellerini  tutarak havaya kaldırır.Aradaki barikatlar ve polisler çekilmişlerdir.O esnada gökyüzünde altlı üstlü üç tane helikopter görülür.Birisinin arkasında büyük bir Türk Bayrağı bulunmaktadır.Onun altındaki helikopterde de Atatürk’ün bir resmi ve yanında da “Ey Türk Gençliği!..” yer almaktadır.En alttaki helikopterde de reklamı yapılan şeyin resmiyle birlikte“(.....................)  Türkiye’yi çok seviyor.” Yazısı yer almaktadır. Sahada aynı anda tribünlerden tek bir ses duyulmaktadır.

 

-En Büyük Türkiye!..Başka büyük yok!

 

-En Büyük Türkiye!..Başka büyük yok!

 

-En Büyük Türkiye!..Başka büyük yok!

 

 

 

             KONU 3: Türkiye Birinci Futbol Ligi’nde mücadele eden en büyük iki takımın İstanbul’da karşılaşması vardır. Maç saati gelmiştir. İki grubun taraftarları sahaya yakın bir yerde karşılaşırlar. Araları biraz uzaktır. Önce sözlü olarak birbirlerine laf atarlar. Sonra da kaldırım taşlarını sökerek, birbirlerinin üzerine atarlar. Ellerindeki sopa, kesici ve delici aletlerle birbirlerinin üzerine saldırırlar. Ansızın polis arabasının siren sesi duyulur. Dövüş edenleri yakalamak için polis harekete geçmiştir. Her taraf karmakarışık olmuştur. Polisler kovalar, fanatik taraftarlar çil yavrusu gibi sağa sola kaçışırlar. Belirli aralıklarla iki grup çok büyük bir binanın içine girer. Arkalarından da polisler kovalamaktadır. Herkes binanın merdivenlerini yukarı doğru tırmanmaktadırlar. Kimin ne yapacağı belli değildir. Kaçan gençler üzerindeki formaları çıkartarak bir tarafa atmakta ve üstlerini başlarını düzeltmektedirler. Ama yukarıda kendilerinin kaçacakları bir yer yoktur. Gele gele binanın en üst katına gelirler. Büyük bir aynanın yanında dururlar. Aynanın yukarısında:”Lütfen ses yapmayınız. Üstünüzü başınızı düzeltip sessizce içeriye giriniz.” Yazmaktadır. Aynanın karşısında da bir ATATÜRK KÖŞESİ vardır. Atatürk’ün resmi o büyük aynayla karşı karşıyadır. Aynanın karşısına gelenleri mavi gözleri dikkatle gözlemektedir. Bu bakış kişilerin üzerinde çok büyük bir etki bırakmaktadır. Oraya gelenler insan olduğunun farkına varmaktadırlar. Her gelen genç bu durumla karşılaşmaktadır. Çünkü burası bir KÜTÜPHANE’ dir.Hepsi  sessizce kütüphaneye girerler.Kütüphanedeki masalarda kızlı erkekli çocuklar ve gençler hiç ses yapmadan kitap okumaktadırlar.Masalarının üzerinde de Türkiye’nin en büyük şirketlerinden birisinin içecek veya yiyecekleri yenmektedir.Gençler ellerine birer kitap alıp masalara otururlar.Artık okumaya dalmışlardır.Polisler oraya gelirler.Herkesin  içeride sessizce kitap okuduklarını görürler.  Oradan sessizce uzaklaşırlar. Kitap okuyanlar akşamın nasıl olduğunun farkına bile varamazlar.

 

 

 

         KONU 4: Türkiye Birinci Futbol Ligi’nde mücadele eden en büyük iki takımın İstanbul’da karşılaşması vardır. Maç saati gelmiştir. İki grubun fanatik taraftarları sahaya yakın bir yerde karşı karşıya gelmişlerdir. Aralarındaki tahrikçilerin kışkırtmasıyla birbirlerinin üzerine saldırırlar. Önceden hazırladıkları şişelerdeki Molotofları birbirlerinin üzerlerine atarlar. Ellerinde eskiden savaşlarda kullanılan ilkel sopa, kesici ve delici aletlerden hepsi bulunmaktadır. Birbirlerinin üzerine saldırırlar. Acımasızca birbirlerine vurmaktadırlar. Bir taraftan polislerin sireni, öbür taraftan da ambulanslar yaralıları hastanelere taşımaktadırlar. Polisler zorlukla olayı bastırmıştır. Hastaneler ağzına kadar yarılılarla dolmuştur. Kimisi ayakta tedavi olmaktadır. İki ağır yaralı için kan anonsu yapılmaktadır. Hastanenin hoparlörü kan ihtiyacını tekrar etmektedir. Aileler de çocuklarını merak etmişler, hastanenin bahçesini doldurmuşlardır. Aranan kan iki kişide bulunmuştur. Bunlar farklı takımlardaki taraftarlardır. Kan vermek için söylenen yere gelirler. Burada dört yatak vardır. Yatakların ikisin de iki farklı yaralı yatmaktadır. Doktor kan gruplarını sorar. Birisini bir yatağa, diğerini de öbür yatağa yatırır. Artık dışarıda birbirlerini öldürmek için sopalarla saldıranlar diğerinin hayatını kan vererek kurtarmaktadır. Dört kişi boş kalan diğer elleriyle birbirlerinin ellerini sıkıcı tutmakta ve birbirlerine sevgi ile bakmaktadırlar...

 

(.......................) Türkiye’yi çok seviyor.

 

Gençler! Fikirler; zorla ve şiddetle, top ve tüfekle, asla öldürülemez.

 

Gençlerin her şeyden önce, millete güven vermeleri gerekir.

 

 Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. ATATÜRK

 

Atatürk'ün sözleri ekranda gösterilir.

 

 

 

               KONU 5: Türkiye Birinci Futbol Ligi’nde mücadele eden en büyük iki takımın İstanbul’da karşılaşması vardır. Maç saati yaklaşmıştır. Fanatik taraftarlar maça hazırlıklı gelmişlerdir. İki grup karşılıklı yerlerini almışlardır. Önce bağrışmalar, küfürler ve birbirlerine yumruk sallamalar görülür. Söktükleri kaldırım taşlarını birbirlerine savururlar. Sonra da vücutlarının muhtelif yerlerinden çıkarmış oldukları sopa, delici ve kesici aletlerle birbirlerine saldırırlar. Polis arabalarının siren sesi duyulur. Arabalarından atlayan polisler olay çıkartan kalabalığı çember içine alır. Kaçacakları bir yer kalmamıştır. Polisler üst baş aramalarına başlamıştır. İnsanın kanını donduracak aletler gençlerin üzerinden çıkmaktadır. Yakalanan aletlerin hepsi bir yerde toplanmaktadır. Aslında bu sahne bir SİNEMA YA DA TELEVİZYON da gösterilmektedir. Büyük bir salonda seyirciler vardır. Seyircilerin hepsi birer masaya oturmuşlardır. Masalarının üzerinde de Türkiye’nin en güzel içecek ve yiyecekleri bulunmaktadır. Seyirciler de çok özeldir. Devletin en üst yetkilileri, Federasyonun başkan ve yardımcıları, kulüp başkanları, bütün futbolcular formalarıyla birlikte, onların eşleri ve çocukları da... Bu sahneyi seyretmektedirler. Bir taraftan da o taze içecek ve yiyecekleri yemektedirler. Kamera teker teker o kişileri göstermektedir. Bu esnada Atatürk’ün görüntüsü ve sesi ekrandan gençlere kendi özdeyişleri ile seslenmektedir.

 

Gençler! En büyük davamız, en uygar millet olarak varlığımızı yükseltmektir.

 

En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır.

 

En kötü barış, en iyi savaştan iyidir.

 

Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk,  onu siz devam ettireceksiniz. ATATÜRK

 

Not: Reklâm senaryolarında, konuya bağlı olarak, şirketin isteğine göre, cümlelerinde değişiklik yapılabilir.

 

 

 SİGARA KARŞITI REKLÂM SENARYOLARIM

 

DİKKAT: Aşağıdaki ”Sigara Karşıtı Reklâm Senaryo Önerileri Hasan Sancak ’a aittir. (KONUSU BAŞKA BİR ÜRÜN İÇİN ASLA KULLANILAMAZ) ÖNEMLİ NOT: BU REKLÂM ÖNERİLERİ HABER OLARAK GAZETE VE DERGİLERDE YAYINLANABİLİR. Öbür türlü sahibinden izin alınmadan: TÜRKİYE VE DÜNYADA “ Reklâm ve başka amaçlar için hiçbir televizyon, Bilgisayar ve İnternet’te; ulusal, yerel, televizyon, sinema, tiyatro, radyo, gazete, dergi, şahıs, firma, şirket, reklam ajansı vb. tarafından konusunun küçük bir bölümü ya da tamamı değiştirilerek sesli, görüntülü, yazılı şekilde kullanılamaz. Oynatılamaz, gösterilemez ve yayınlanamaz. Kaset ve CD ye çekimi yapılamaz. Aksine hareket edenler hakkında “ Telif Hakları Yasası” uyarınca kanunî işlem yapılır.”

 

 

 EŞEK, BU GERÇEKRÜYA REKLÂM SENARYOMLA BİRLİKTE

SİGARA İÇMEYİ BIRAKTI!

 

 

 

    Konu1: Köy evinin bahçesi görülür. Yerler yemyeşildir. Evin önünde tavuk, ördek, köpek, inek, eşek… Bulunmaktadır. Havada çok sıcaktır. Evin önünde tütün balyaları ya da hevenkleri boydan boya durmaktadır. Eşeğin yuları salınmış durumdadır. Eşek tütünlerin bulunduğu yere doğru giderek yeşil tütünleri baştan itibaren yemeye başlar. Eşeğin sadece tütünleri yediği gösterilmek -tedir. Hepsinden birer parça koparmaktadır. Son hevenk, balyadan da bir parça yemiştir. Ansızın arkadan bir gürültü duyulur. Eşek döndüğü zaman yerde eğri büğrü yazıları görür. Tersinden okuyamaz. Yediği tütünlerin dışkı olarak simsiyah çıktığını fark eder. Eşek yazının bulunduğu başa döner. Yerdeki yazıları heceleyerek okumaya başlar. Orada “—Sigara sağlığa zararlıdır.” Yazısının oluştuğunu anlar. Eşek, anırarak bulunduğu yerden kaçmaya başlar. Bunu gören eşeğin sahibi peşinden koşarken bağırmaktadır… Aslında eşek bir kâbus görmüştür. O anda tütünün karşısına çömelmiş durmaktadır. Birden bire silkinerek ayağa kalkar. Bu sefer gerçekten, anırarak tütün hevenk ya da balyalarının bulunduğu yerden kaçar.

 

—Sigara sağlığa zararlıdır. Cümlesi tekrar gösterilir.

 

 Konu 2:Çok uzun bir caddede sokağın iki tarafından binlerce insan yürümektedir. Yolun sağ ve sol tarafı tamamen yeşilliktir. Gruplar yolun iki tarafından gelip gitmektedirler. Büyük çoğunluğu sigara içmektedirler. Kadın ve erkeklerin yüz tarafından değil, arka tarafından sigara içtikleri hissettirilmektedir. Ellerindeki sigara izmaritlerini gelişi güzel karşı taraftaki yeşilliklere fırlatmaktadırlar. Yavaş yavaş atılan sigaralar iki yanda birer cümle oluşturur.

 

—Sigara sağlığa zararlıdır.

 

—Lütfen yerlere sigara izmariti atmayalım.

 

 Konu 3:Çok büyük bir kahvehane, birahane… İnsanlar içerde hem sigara içmektedirler, hem de kumar oynamaktadırlar. Adamlar arka taraftan görülmektedir. Sigara dumanları havaya doğru gitmektedir. Yukarıda sigara dumanları bir cümle oluşturur.

 

—Sigara sağlığa zararlıdır.

 

—Sigara içerek hayatınızı söndürmeyiniz.

 

Konu 4:Bir işyeri. Özel ya da resmi bir şirket olabilir. Bir kadın o yerin müdiresidir. Masada oturmaktadır. Masanın üzerinde kabarık dosyalar vardır. Kadın seyircilere arka taraftan gösterilir. Sigara üstüne sigara içmektedir. Duman görülmektedir. Ayağa kalktığı zaman bunun hamile bir kadın olduğu anlaşılır. Zile basarak şoförünün hazır olmasını söyler. Arabasına bindiğinde bile sigara dumanı arabanın içini sarmıştır. Şoför arabayı sürmektedir. Bir apartmanın önünde araba durur. Kadın kapıdan içeri girer. Asansöre binecektir. Fakat elektrikler yoktur. Yukarı doğru çıkmaya başlar. Evi son kattadır. Merdivenleri tırmanmaya başlar. Nefes nefese yukarı doğru çıkmaktadır.3–4 katta bir soluk almaktadır. Zor zoruna apartmanın önüne gelir. Anahtarla kapıyı açamaz. Zile basar. Gözleri kararır. Geri geri düşmeye başlar. Aynı anda merdivenden yuvarlanırken kocası kapıyı açar. İkisi de avazı çıktığı kadar bağırmaktadırlar. Kadın bu durumu rüyasında görmüştür. Soluk soluğa sırılsıklam olmuş vaziyette yatağından kalkar. Yanında duran sigara paketini görür ve onu parçalar…

 

  Konu 5: Bir ameliyat masası. Doktorlar acil bir hastanın başında bulunmaktadırlar. Hastanın hem iki eli hem de iki ayağı yoktur. Doktorlar onu çırılçıplak soymuşlardır. O anda ise karnını yarmışlardır. Adamın karnının içi soba borusu gibi simsiyahtır. Hiç bir şey sağlıklı değildir. Karaciğer, akciğer, bağırsaklar… Hepsi tamamen simsiyahtır. Adamın karnının içi de simsiyah su ile doludur. Doktorlar ellerinde eldivenlerle durmadan o pis suları boşaltmaktadırlar. Adamın karnını dikmeye başladıkları zaman adam Narkozdan uyanır. Kendisini o şekilde gördüğü zaman öyle kuvvetli bağırır ki… Çünkü adam bunu rüyasında görmüştür. Sırılsıklam olmuş vaziyette yatağından kalkar ve yanı başında duran sigara paketini parçalar.

 

 Konu 6:  Bir oturma odası. Anne, baba ve çocuklar bulunmaktadır. Baba bir taraftan sigara içiyor bir taraftan da televizyon seyrediyor. Baba iyi bir sigara koliktir. Adamın içtiği sigara arka taraftan hissettirilmektedir. Çocuklar ders yaparken babalarının içtikleri sigaradan rahatsız olmaktadırlar. Ders konusunda sordukları sorulara da bir cevap alamamaktadırlar. Anne de bulaşık yıkarken o da rahatsız olmaktadır. Artık yatma vaktidir. Kadın ve erkek yatağa yatarlar. Televizyonun karşısında da bir televizyon bulunmaktadır. Televizyon açılır. Adam yine yatakta sigara tüttürmektedir. Kadın uyumuştur. Adam televizyon seyrederken yine fosur fosur sigara içmektedir. Televizyonu seyrederken uykusu gelir. Yavaş yavaş göz kapakları kapanır. Sigaranın külü battaniyenin üzerine düşmüştür. Karı koca uykuya dalmıştır. Önce battaniye, sonra yorgan, sonra da karı kocayı ateş sarmıştır. Onlar yanarken feryatlar içinde bağırmaktadırlar. Adam ve karısı aynı anda kalkarlar. Çünkü ikisi de aynı rüyayı görmüşlerdir. İkisinin eli de aynı anda yan tarafta bulunan sigaraya gider. Sigara paramparça edilir.   

 

ÇOK İLGİNÇ ALTERNATİF REKLÂM SENARYOLARIM

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/11/2006 - TÜRK MİLLETİ'NE SESLENİYORUM!

Kategori: yazilarim

 

TÜRK MİLLETİ'NE SESLENİYORUM!

ERMENİ TERÖR ÖRGÜTÜ PKK…

ASKERLERİMİZİ, POLİSLERİMİZİ UZAKTAN KUMANDAYLA ŞEHİT ETMEKTEDİR.30 BİN KİŞİ ÖLDÜ. HÂLÂ ASKERLERİMİZ VE POLİSLERİMİZ KAHPECE ÖLDÜRÜLMEKTEDİR. HERGÜN 4–5 TANE VATAN EVLADININ TEKBİRLERLE CENAZELERİ KALDIRILMAKTADIR.

KIRMIZI   ÇİZGİLER KAYBOLDU. IRAK’TA KÜRT DEVLETİ KURULDU. BİZİM VERDİĞİMİZ PASAPORTLARLA DÜNYANIN DÖRT TARAFINA GİDEN HAİNLER, GÖZÜMÜZÜN İÇİNE BAKA BAKA, AMERİKA UŞAKLIĞI YAPA YAPA, KÜRT DEVLETİNİN TEMELİNİ ATTILAR. ORADAKİ KÜRT DEVLETİ YAHUDİLERİN KURDURDUĞU KÜRT DEVLETİDİR. ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABINI BİR KEZ DAHA GÜR SESLE OKUMANIN ZAMANI GELDİ. BAZILARINA, UYUYANLARA, MEMLEKETİ SATANLARA, PKK BORAZANLIĞI YAPANLARA… O’NUN NUTKUNU BİR KEZ DAHA HATIRLATMAK GEREKİR!..

DOĞUDAKİ KÜRT VATANDAŞIM,KARDEŞİM!..

 

KÜRTÇE BİLE KONUŞMASINI BİLMEYEN BİR YARASA SİZİ NASIL TEMSİL EDEBİLİR? BU MAHLUK, SİZİN KUNDAKTAKİ ÇOCUKLARINIZI ÖLDÜRTMEDİ Mİ?EVLERİNİZ BASILMADI MI?DELİK DEŞİK EDİLMEDİNİZ Mİ?ŞUNU BİR KEZ UNUTMAYIN!..VATAN ELDEN GİDERSE, HEP BERABER MAHVOLURUZ.SİZE DEVLET KURDURACAKLARINI MI ZANNEDİYORSUNUZ?!..  KURDURULMAK İSTENEN DEVLET” ERMENİ VE YAHUDİ DEVLETİDİR”LÜTFEN ÇOCUKLARINIZA SAHİP ÇIKINIZ. DAĞA GİDİP BOŞTAN YERE ÖLMESİNLER!  TÜRKİYE TOPRAKLARI HEPİMİZE YETER. ŞİİRLERİMİ VE YAZILARIMI OKUYAN MÜSLÜMAN TÜRK GENÇLERİNİN SESİME SES VERMESİNİ İSTİYORUM.

                                                SAYGILARIMLA

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/11/2006 - AKP’ li Yusuf Ziya Yılmaz=Genel Sekreteri Kenan Şara’

Kategori: yazilarim

SON YAZILARIM ALTINDAKİ YAZIYI TIKLAYARAK OKUYUNUZ.!..



AKP’ li Yusuf Ziya Yılmaz=Genel Sekreteri Kenan Şara’yı Mezarda da Affetmem!..
Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur !..

Alaçamlı=Köprübaşılı Halk Şairi, Reklâm Yazarı, Eğitimci ve Gazeteciyim. Üç tanesi çıkan 50 şiir kitabım, 50 tanesi noter onaylı 400 tane de alternatif reklâm senaryom bulunmaktadır. Şiir kitaplarımı çıkartma ve alternatif reklâm senaryolarımı kamuoyuna duyurma mücadelesi veriyorum. Ben,1 Aralık 2000 de,44 yaşında gördüğü gerçek rüya reklâm senaryosunu notere onaylatan ve bu tarihten sonra da rüyalarında reklâm senaryoları gören dünyadaki ilk ve tek kişiyim.5 Aralık 2000 tarihinden sonra bütün ulusal televizyon ve gazeteler beni dünya ve Türkiye’ye flaş haber olarak duyurdular.
Coca Cola benden beş sene sonra noter onaylı gerçek rüya reklâm senaryomu dünya ve Türkiye’deki ulusal kanalların reklâm kuşaklarında aynen oynatmıştır. Ulusal gazeteler ve televizyonlar reklâm alamam korkusuna haber yapamıyorlar.Coca Cola ile mahkememiz şu anda devam ediyor.Samsun yerel mahkemeyi kaybetmiştim. Yargıtay’a itiraz ettik.Yargıtay yerel mahkemenin verdiği kararı bozdu.Dava yakında Samsun’da yeniden başlıyor.Konu ile ilgili haber Türkiye ve dünyaya duyurulacaktır.Özellikle üye olduğum 5oo foruma ve üye olacağım diğer forumlara da bu haberimi koyacağım. En az 8 şirket 3 tane rüya reklâm senaryomu başka ürün adına ulusal televizyonlarda yayınladı. Google’ ye Hasan Sancak, Noter Onaylı Rüya, Blogcu, Hasan Sancak ya da Rüyalarımı Çaldılar yazarsanız,yüzlerce sayfamla karşılaşırsınız.


Türkiye’de ulusal basın esir alınmıştır.Bu benim ülkem için çok büyük bir utançtır.Yüzkarasıdır.Köle olan ulusal basını protesto ediyorum.Şikayetim buralarda çalışanlara değil, patronlaradır.Yazmayın deniyorsa, haber yapılmamaktadır.Sesimi duyurmak  için Başbakan da dahil olmak üzere devlet bakanlarına,parti başkanlarına,belediye başkanlarına ulaştım.Bu şekilde  sesimi duyurduğum zaman basın haber yapıyor.Başka türlü haber yaptıramıyorum.

             Buradaki konu Samsun Fuar içinde Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’ ya derdimi anlatacağım sırada Samsun AKP Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz,Bakan, milletvekilleri, yetkililer ve basının huzurunda,Hocam ben senin derdini biliyorum.Yarın gel seni iki saat dinleyeceğim demiştir.Söz verip,beni Alaçamlı Samsun Büyükşehir Belediye Genel Sekreteri Kenan Şara’ya hakaret ettirerek, kovdurması olayıdır.Bakan Nimet Çubukçu’ nun huzurunda söz veren Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz yalan konuşmuştur.Sözünde durmamıştır.Üstelik beni Genel Sekreter Kenan Şara’ ya kovdurmuştur.Büyükşehir belediye Başkanı olan bir kişi böyle olmamalıdır.Bunun öbür dünyası vardır.Nimet Çubukçu’ nun yanında nasıl söz verdiyse,O’nun yanında özür dileyecektir.İkisi de benden önce vefat ederseler,bütün basına hakkımı helal etmiyorum diye haber göndereceğim.
Bu olayın peşini bırakmam mümkün değildir.Hem bu dünyada hem öbür dünyada hakkımı arayacağım…

 

Sanalda yüzlerce sayfamla karşılaşırsınız. Tanıdığınız başka basın ve forum varsa, lütfen bu haberimi onlara da gönderiniz. Çalışmalarınızda başarılar diler, en derin saygı ve sevgilerimi sunarım.
Saygılarımla.

SAMSUNLULAR…  ALAÇAMLILAR…
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI
YUSUF ZİYA YILMAZ
VE
GENEL SEKRETERİ
KENAN ŞARA’YI
AFFETMEYECEKLER!..

Okuyanların Dikkatine!..

YUSUF ZİYA YILMAZ’I TANIR MISINIZ?
YUSUF ZİYA YILMAZ’I NASIL BİLİRSİNİZ?
YUSUF ZİYA YILMAZ YALAN KONUŞUR MU?
YUSUF ZİYA YILMAZ VERDİĞİ SÖZLERİ TUTAR MI?
YUSUF ZİYA YILMAZ KENAN ŞARA’YA HASAN SANCAK İÇİN NE DEDİ?
KENAN ŞARA’NIN HASAN SANCAK’I KOVDUĞUNDAN HABERİ VAR MI?
HASAN SANCAK’A SÖYLENEN SÖZLERİ YUSUF ZİYA YILMAZ MI SÖYLETTİ?


BUNLARI SÖYLEDİKTEN SONRA KONU İLE İLGİLİ YAZDIĞIM YAZILARIMI NOKTASINA VİRGÜLÜNE KADAR OKUMANIZI İSTİYORUM.YUSUF ZİYA YILMAZ DEVLET BAKANI NİMET ÇUBUKÇU’ NUN HUZURUNDA YARIN GEL SENİ İKİ SAAT DİNLEYECEĞİM DİYEN VE SAMSUN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINDAN BENİ GENEL SEKRETER KENAN ŞARA’YA HAKARET ETTİREREK KOVDURMUŞTUR.
KUL HAKKI DENEN BİR ŞEYE İNANIP İNANMADIKLARINI BİLMİYORUM.İNANIYORSALAR, BASIN TOPLANTISI DÜZENLEYEREK,AJANSLARA AÇIKLAMALARDA BULUNMALIDIRLAR.YAPTIKLARINDAN VE SÖYLEDİKLERİ DOLAYISIYLA SAMSUNLULARDAN,ALAÇAMLILARDAN, KAMUOYUNDAN VE BENDEN  ÖZÜR DİLEMELİDİRLER.
Toplum tarafından sevilen kişiler ağızlarından çıkan sözlere dikkat etmeleri gerekir.Söz veriyorsalar,verdikleri sözleri tutmaları gerekir.Bu dünyada bundan kurtulabilirsiniz.Öbür dünyada hesabının sorulacağını unutmayınız.Aşağıdaki haber o tarihte basında çıkan haberlerden sadece bir tanesidir.Bunu bir partili olarak değil,insani açıdan değerlendiriniz.
Yusuf Ziya Yılmaz ile ilgili haberimi sadece
SAMSUN
MANŞET GAZETESİ SAHİBİ
A.Yener CABBAR
üç gün MANŞETTEN verdi.
Konunun  üzerine gitti. Haberim gerçek değildir diye karşı taraftan, bu yazıma bir yalanlama gelmedi.  Sadece sustular. Konu gerçek olduğu için bir cevap veremediler.
Ben, Samsun’daki çoğu gazeteciyi yakından tanımaktayım. Onların çoğu da beni tanımaktadır. Çünkü 24 senedir basının içindeyim. Alaçam’da çoğu ulusal ajansların ve yerel gazetelerin muhabirliğini ve temsilciliğini de yaptım.”İHA- DHA-AA-TRT-TERCÜMAN-GÜNEŞ-ORTADOĞU-FOTOSPOR-HALK-ALTINOVA-SANCAK”…Bunlardan bazılarıdır.
Yıllardır yalnız  başıma COCA COLA VE RÜYA REKLAM SENARYOLARIMI İZİNSİZ KULLANANLARA KARŞI MÜCADELE VERİYORUM. Millet vekillerimiz, belediye başkanlarımızın hepsinin Noter Onaylı Rüyadan haberleri bulunmaktadır. Mailler ve telefonlarla onlarca sefer kendilerine konu ile ilgili bilgi verdim. Derdin nedir diye bana bir şey sormadılar!
Şimdiye kadar Samsun’a gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, DYP Eski Genel Başkanı Mehmet Ağar, Anavatan Partisi Eski Genel Başkanı Erkan Mumcu, Kültür ve Turizm Eski Bakanı Atilla Koç,Devlet Bakanı Nimet Çubukçu ve Sanatçı İbrahim Tatlıses’e Samsun’a geldikleri zaman ulaştım. ”RÜYALARINI ÇALANLARI SAKIN AFFETME.” Diyen ve destek olacağını söyleyen KÜLTÜR VE TURİZM ESKİ BAKANI ATİLLA KOÇ’un sözleri hâlâ Samsun semalarında yankılanmaktadır. Bu konudan haberleri olan ve konu ile ilgili yazılarımı verdiğim Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu’da benimle ilgilenmemiştir.25 Kasım 2005 tarihinden 4–5 gün önce İHA bir haberimi yaptı. RÜYASINI ÇALANLARI BAŞBAKAN’A ŞİKÂYET EDECEK. Bütün yerel gazetelerimiz bunu manşetten okuyucularına duyurdular. Belirli tarihlerde bu konularla ilgili çıkan  basındaki haberleri bilginize sunuyorum.Gazete kupürlerini taratarak, bu konularla ilgili haberleri bir kitapta yayınlayacağım.Önemli haberlerden bazıları aşağıdadır.

SAYIN BAKANIM HANİ SÖZ VERMİŞTİN?!..
KÜLTÜR BAKANI`NA RÜYA ŞİKÂYETİ!..
2005-08-27 Haber7 http://www.haber7.com
Samsun Alaçam`da öğretmenlik yapan şair-yazar Hasan Sancak, Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç`tan, `Sayın bakanım, rüyalarımı çaldılar` diyerek yardım istedi bakanın nasihati ilginç oldu.
Koç, daha sonra Sahil Yolu`ndaki Sevgi Cafe`ye geçerek kendisine katılan eşi Şadiye Hanım ve kızı Sırma ile birlikte yemek yedi. Yemek sırasında ilginç bir olay yaşandı. Samsun`un Alaçam İlçesi`nde öğretmenlik yapan şair-yazar Hasan Sancak, Bakan Koç`a yaklaşmaya çalıştı. Önce güvenlik görevlilerinin engellemesiyle karşılaşan Hasan Sancak, Bakan Koç`un talimatı üzerine amacına ulaştı. Bakan Koç`a yaklaşarak 2000 yılında gördüğü ve Noter`e onaylattığı iki farklı rüyasına kendisinin haberi olmadan Coca-Cola ve Mavi Jeans firmaları tarafından reklam filmi çekildiğini ileri süren Hasan Sancak, `Sayın bakanım, hakkımın teslimi için sizden yardım istiyorum. O rüyalar bana ait` dedi. Koç ise, `Rüyanı çalanları asla affetme. Sana gerekli desteği vereceğim. Sonuna kadar hakkını ara` nasihatinde bulundu.
ÖĞRETMEN, NOTERE ONAYLATTIĞI RÜYALARINI ÇALANLARI BAŞBAKAN'A ŞİKAYET EDECEK!..
21 Kasım 2005 14:14
MEMURLAR.NET
Samsun'un Alaçam İlçesi'nde öğretmenlik yapan halk şairi, reklam yazarı, yazar, gazeteci Hasan Sancak, 26 Kasım'da Samsun'da düzenlenecek mitinge katılacak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a rüyasını ve projelerini çalanları şikayet edeceğini söyledi.
Bazı şirketlere karşı rüyasında gördüğü noter onaylı reklam filmlerini çekip oynattıkları için hukuki mücadele başlatan Hasan Sancak, "Yıllar önce gerek rüyalarımda görüp gerekse düşünerek yazdığım yarışma programları ve reklam metinlerimi değişik TV kuruluşları program haline getirirken, şirketler de reklam filmi yapıp gösterime sokuyor. Bu program ve reklam filmlerinin fikir babası benim. Tamamı noter onaylı ve ISBN numaralı olan kitaplarımda kayıtlıdır" dedi.
Projelerini çalanları Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a şikayet edeceğini söyleyen Sancak, şu anda Başbakan'ın korumalarını nasıl geçeceğini düşündüğünü belirterek, gerekirse 500 metre uzaklıktan kalabalığa doğru koşup, "Sayın Başbakan'ım rüyalarımı çalıyorlar, adalet istiyorum" diye sesleneceğini ifade etti. Sancak, Başbakan Erdoğan'ın bir şeyhin eğitim sistemini düzeltmeye yönelik rüyasıyla ilgili olarak da, "Biz rüyalarla amel etmeyiz" sözünün çok yerinde bir söz olduğunu, ülkeyi karıştırmak isteyenlerin bu yollara tevessül ettiğini, dini ve milli konuları kullandığını ancak kendi durumunun farklı olduğunu söyledi. Kendisinin rüyaları ve düşünceleriyle kimseyi yönlendirmeye çalışmadığını ifade eden Sancak, "Ben de rüyalarla amel etmem. Gördüğüm rüyalarımı ve fikirlerimi notere onaylatıp kitaplarıma yazıyorum. Hepsi de ilginç. Ancak, bazı kuruluşlar benden izin almadan rüyalarımı ve fikirlerimi çalıyor. Ülkemizde fikir hırsızlığının önüne geçilmesini istiyorum. İki satır dize yazıp 'Bu şarkı sözlerini ben yazdım' diyenler şarkıcılardan tazminat alırken, bizim gibi Anadolu'da sesini duyuramayan fikir adamları mağdur ediliyor. Bizler bu konuda adalet istiyoruz" diye konuştu.
BAŞBAKANIM RÜYALARIMI ÇALDILAR!..

HÜRRİYET GAZETESİ
27 Kasım 2005

Başbakan Erdoğan, Samsun'daki konuşmasında ‘Doğalgaz konusunda Türkiye'nin rüyasını gerçekleştirdik' dediği sırada; Hasan Sancak adlı vatandaş da ‘Rüyamı çaldılar' diye pankart açtı.

İlköğretim okulu öğretmeni olan Sancak, rüyasında gördüğü reklamları notere tasdik ettirmesine rağmen, bir meşrubat ve tekstil firmasının bunları çaldığını öne sürüp, Başbakan'a şikáyette bulundu!..

AKP’NİN SAMSUN’DA DÜZENLEYECEĞİ MİTİNGDEN ÖNCE AK PARTİ İL BAŞKANLIĞINA 25 KASIM 2005’TE  GİTTİM. O zamanın il başkanı farklıydı. Durumu bildiğini söyledi. Başbakanla beni iki dakika görüştürmesini rica ettim. Olmaz dedi. Peşinden SAMSUN AKP MİLLETVEKİLİ SUAT KILIÇ geldi. Durumu ona da söyledim. O da KESİNLİKLE olmaz söyledi. Pazartesi günü gelirsin dedi. Ben de onlara, siz beni şu anda dinlemiyorsunuz. Yarın sesimi Türkiye duyacaktır, dedim. Konuyla ilgili o haber başlıklarından birisi de yukarıdadır.Bunu televizyonlar da flaş haber olarak verdiler.
O zaman yeni çıkarmış olduğum BENİM ANNEM MELEKTİ şiir kitabımı imzalayarak, önceden Başbakana yazdığım mektubu da içine koyarak, sekretere verdim. Bu kitap ve mektubumu Suat Kılıç tarafından Başbakana iletilmesini istedim. Alaçama geldiğim zaman ALAÇAM AK PARTİ İLÇE BAŞKANI SEBAHATTİN TURAL’ a durumu anlattım. O da Samsun Ak Parti İl Merkezine telefon açtı. Kitap ve mektubumun Suat Kılıç tarafından Başbakana iletilmek üzere alındığını sekreter hanım söyledi. Suat Kılıç’ı İHA’ da gördüm. Bana destek olmadığını, kendisine sekreter tarafından verilen kitap ve mektubumdan da 8 aydır bir haber almadığımı söyledim. Bana, kitabı Başbakana verdiğini, ama mektuptan haberi olmadığını söyledi. Bu konuyla ilgileneceğim, dedi.  Suat Kılıç iki sene önce de Alaçam Geyikkoşon’da basın ve partililerin huzurunda, benim “SAMSUN İLLER SULTANI” isimli şiir kitabımı Ankara’da bastıracağını söylemişti. İHA da kendisini gördüğüm zaman İşlerinin yoğun olduğundan bu konuyla ilgilenemediğini söyledi.

Gelelim bu yazımı niçin yazdığıma, kaleme aldığıma. 9 Temmuz da Başbakanın Ak Parti İkinci Olağan Kongresine katılacağını okuyunca buradan hazırlıklı Samsuna gittim. Samsun’da DEVLET BAKANI NİMET ÇUBUKÇUnun da geldiğini duydum. Onun FUAR İÇİNDE SEVGİ KAFEye gideceğini öğrendim. Koşa koşa oraya gittim. Yemekte polisler etrafı çevirmişti. Bana, buradan geçemezsin, dediler. Ben de basın dedim. Nimet Çubukçunun yanına yaklaştım. Sayın Bakanım, Samsun’a hoş geldiniz dedim. Hoş bulduk dedi. Kendimi tanıttım.  BENİM ANNEM MELEKTİ isimli şiir kitabımı ve kendisine yazdığım “SAMSUN’A BAKAN GELDİ -MİS GİBİ KOKAN GELDİ.”isimli şiirimi de takdim ettim. O şiirim bütün yöneticilerin ve partililerin dilindeydi. Nimet Çubukçu’ya izni olursa başımdaki olayı kendisine anlatmak istediğimi söyledim. O anda basın kamerayla çekim yaparken, bir taraftan da flaşlara basıyordu. SAMSUN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ, oradakilerin huzurunda, Televizyonlarımız da haber olarak verdi. ‘HOCAM BEN SENİN DERDİNİ BİLİYORUM. YARIN GEL. SENİ İKİ SAAT  DİNLEYECEĞİM’ dedi. Benim o zamana kadar ona çok büyük saygım vardı. Derdimi ilk defa büyük bir yetkili dinleyecek diye sevincim daha da arttı. Ben, yerel televizyon programlarında, gazete haberlerim de, en son çıkardığım şiir kitabımda, Samsun’a gelen Bakanların yanında bana verdiği destekten dolayı defalarca kendisine teşekkür ettim.
SÖZÜNDE DURMAYACAĞINI BİLSEYDİM… BENİ ORADA KİMSE SUSTURAMAZDI. ÇÜNKÜ BAKANIN YANINA GELDİĞİMİ KİMSE FARK ETMEDİ. KÖTÜ NİYETLİ OLAN BİR KİMSE O ANDA HER ŞEYİ YAPARDI. HÂLBUKİ BENİM İSTEĞİM HALK ŞAİRİNİN DERDİNİ BİR DEVLET BAKANINA, HELE DE BU DEVLET BAKANI AİLEDEN SORUMLU OLARSA, ONA ANLATMAKTI. BAŞKAN BUNU ENGELLEDİ.
MİLLETVEKİLİ YA DA BELEDİYE BAŞKANI NİÇİN VARDIR? MİLLETİN VEKİLLİĞİNİ YAPMAK, HALKIN DERDİNİ DİNLEYEREK ÇÖZÜM BULMAK İÇİN DEĞİL Mİ? O ZAMAN VEKİLLERİMİZ, BELEDİYE BAŞKANLARIMIZ HALKIN PROBLEMİNİ NİÇİN BİR BAKANA SÖYLEYEMİYORLAR… NEDEN YAPAMAYACAKLARI BİR SÖZÜ BAKANIN VE BASININ HUZURUNDA VERİYORLAR? YARIN SEÇİME GİDİLDİĞİ ZAMAN BUNUN HESABI SORULMAYACAK MI? DEMEYECEKLER Mİ? SİZ, VERDİĞİNİZ SÖZÜ YERİNE GETİREMEDİNİZ. BİR HALK ŞAİRİNİ, EĞİTİMCİYİ, REKLÂM YAZARINI, GAZETECİYİ BİR DAHA SAKIN BURAYA GELME DİYEREK KOVDURTTUN. BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ, ÖNCE NİMET ÇUBUKÇUDAN, KAMUOYUNDAN VE BENDEN ÖZÜR DİLEMELİDİR. ALAÇAMLI HEMŞERİM KENAN ŞARA’YI, BEN VE ALAÇAMLILAR KESİNLİKLE AFFETMEYECEKTİR. YANINA GİDENLERE OLAYI ÇARPITARAK ANLATMAK KENDİSİNE BİR ŞEY KAZANDIRMAYACAKTIR. YÜREĞİ YETİYORSA GELSİN, BUNU BASININ HUZURUNDA SÖYLESİN. O ZAMAN BENDEN CEVABINI ALIR. ALAÇAM’DA YEDİDEN YETMİŞE HERKESE YAPTIĞINI TEKER TEKER ANLATIYORUM. ANLATMAYA DA DEVAM EDECEĞİM. DÜŞÜNÜYORUM. BİR BELEDİYE BAŞKANI NASIL BÖYLE KONUŞUR? SONRA DA BUNUN TERSİNİ YAPAR. BUNUN YARIN BİR GÜN KENDİSİNE MEYDANLARDA SORULACAĞINI HESAP ETMEZ Mİ?

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
Şimdi buradan il başkanına ve milletvekillerine de bir çağrıda bulunuyorum. Büyükşehir Belediyesine derdini anlatmak için gelen ve kovulan bir vatandaşın durumu ortadadır. Bu Belediye Başkanı ve Genel Sekreteri hakkında ne düşünüyorsunuz? Oh çok iyi yapmış diyorsanız, bunu vatandaşlarımız da bilsin. Hayır, hiç iyi olmamış diyorsanız Samsunlular bu durumu da öğrensin. İnsanlar bir belediye başkanına niçin oy verirler? Vatandaşların dertlerine çözüm bulsunlar diye değil mi? Ben, belediye başkanı olursam, makamıma gelecek bütün herkesi kovacağım diyen bir belediye başkanına kim oy verir? Bundan sonra kim vermeyi düşünür? Bu olay Samsun tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Bunu, unutturmam ve unutturmak mümkün değildir. Ağzım konuştuğu ve dilim söylediği müddetçe bu durum konuşulacaktır. Aynı olay size yapılmış olsaydı! O zaman belki de dünyayı sallardınız. Benim fazla gücüm yok. Elim sadece biraz kalem tutuyor o kadar…
Olayın hafızalardan silinmemesi ve İnternet medyasında ki okuyuculara ve özellikle de Samsunlular bu olayı unutturmamak için tekrar başımdan geçen olayı anlatıyorum. Utanması gereken ben değilim. Ben, buradan gerçekleri yazacağım. Sizler de olay benim dediğim gibi değil diyorsanız, doğrusu varsa anlatınız.
Aşağıda anlatacağım olay noktasına virgülüne kadar aynıdır ve gerçektir. BURADAN CHP VE MHP MİLLETVEKİLLERİNE, PARTİ BAŞKANLARINA, SENDİKALARA, DERNEKLERE, SİVİL TOPLUM TEŞKİLATLARINA DA SESLENİYORUM. SİZLER, BU KONU HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?  SİZLERİN DE BASIN HUZURUNDA BU KONU HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ AÇIKLAMANIZI BEKLİYORUM. İnternet adresimde tesadüf eseri yazımı okursanız, kamuoyunu aydınlatınız. Zaten bu konudan 3–4 tanesinin de haberi vardır…
10.07.2006 Pazartesi günü Başkanımızın sözüne itimat ederek Alaçam’ dan saat 8.30 otobüsüne binerek, Samsun Büyükşehir Belediyesine gittim. Sekretere olayı anlatarak Başkanımızın benimle konuşacağını söyledim. Sekreter kız Başkanımız bugün dışarıda toplantıdadır. Buraya bugün kesinlikle  gelmeyecektir, dediği bir sırada GENEL SEKRETER KENAN ŞARA’yı odasına girerken gördüm Kendisi Alaçamlı hemşerimdir. Seslendim. Sayın Başkanım nasılsınız? Dedim. Yanıma geldi. Tokalaştık. Yüzü o anda sevimliydi. Ben de ona durumu anlattığım esnada o tebessüm eden suratı birden değişerek hiç ummadığım bir ses tonuyla aynen söylediklerini kamuoyunun bilgisine sunuyorum. BU SÖZLER BENİM SURATIMDA BİR TOKAT TESİRİ YAPMIŞTIR. HÂLÂ YAZIMI KALEME ALIRKEN ONUN BÖYLE NASIL SÖZ SÖYLEDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM. SAAT SABAH 10.25 NOKTASI VİRGÜLÜNE KADAR  NOT ETTİM.” NİÇİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNE GELİYORSUN? SENİNLE Mİ UĞRAŞACAĞIZ? BAŞKA YAPACAK İŞİMİZ YOK MU? YAPTIKLARINLA, SÖYLEDİKLERİNLE, RÜYALARINLA MİLLETİ OYALADIĞIN VE KANDIRDIĞIN YETER. BİR DAHA BELEDİYEYE SAKIN GELME. SAMSUN’DA 400 BİN KİŞİ VARDIR. SADECE SEN DEĞİLSİN!
BEN DE KENDİSİNE YUSUF ZİYA YILMAZ BAŞKANIMIZ GEL DEDİ. ALAÇAM’DAN OTOBÜSE BİNEREK ONUN İÇİN GELDİM, DEDİM. SÖYLEDİĞİ CÜMLEYİ BÜYÜK HARFLERLE YAZIYORUM. SAYIN BAKANIMIZ NİMET ÇUBUKÇU’YU SENDEN KURTARMAK İÇİN ÖYLE SÖYLEDİ. SEN BUNU ANLAMIYOR MUSUN? SEN BUNU BİLMİYOR MUSUN? SEN BUNU ANLAYACAK KAPASİTEDE DEĞİL MİSİN? Dedi. Ben de söylediği bütün sözleri not ettiğimi söyledim. Bu seferde söylediği sözleri yine büyük harflerle yazıyorum. GİT. NEREYE ŞİKÂYET EDERSEN ET. Aynen bu cümledir. İçinden bir şeyler söyleyerek yanımdan uzaklaştı. Arabasına bindi. Dışarıda bu sözleri bende kalemle not ettim.
GENEL SEKRETERİN BENİ KOVDUĞU YER NERESİDİR? KENDİLERİNE BELİRLİ BİR SÜRE İÇİN EMANET EDİLEN BİR YERDİR. ÖMRÜNÜN SONUNA KADAR ORADA OTURMALARI GARANTİ MİDİR? HAYIR, HALK İSTERSE İNSANI ORADAN ALARAK, BAŞKA BİRİSİNİ ORAYA GÖNDERİR. O ZAMAN VATANDAŞI KOVMAK YETKİNİZ DÂHİLİNDE MİDİR? BU DÜNYA SULTAN SÜLEYMAN’A BİLE KALMADI. NE 17 AĞUSTOSLAR GÖRDÜK. MAKAMINA GÜVENENLERİN BİR AKŞAM DA MOLOZLARA KARIŞTIĞINA ŞAHİT OLDUK. HANİ BABA OĞLUNA SÖYLEMİŞ. SEN ADAM OLAMAZSIN. VURMUŞ, KIRMIŞ, DÖKMÜŞ VE ZENGİN OLMUŞ. BABASINI AYAĞINA ÇAĞIRMIŞ. HANİ BABA SEN BANA ADAM OLAMAZSIN, DEDİN. BAK SERVETİME. BEN, ADAM OLDUM, DEMİŞ. BABASI YİNE OĞLUM SEN YİNE ADAM OLAMADIN DEMİŞ. BABANI BÖYLE PALAS PANDIRAS SENİN KARŞINA GETİRMEKLE ADAM OLMANIN BİR İLGİSİ YOKTUR.
Gerçekten şanın şöhretin olabilir. Ama adam olmak çok farklı bir şeydir. Beni devamlı sus. Sen öğretmensin diye tehdit edenlere inat her şeyi konuşacağım. Bir halk şairine destek olacağım diyerek destek olmayanları, halkımıza şikâyet edeceğim. ÇALINAN, ÖĞRETMENİN DÜŞÜNEREK VE RÜYASINDA GÖRDÜĞÜ, NOTERE ONAYLATTIĞI RÜYA REKLÂM SENARYOLARIDIR. Türkiye her hırsızlıkla karşılaştı. Dünyada ilk defa bir halk şairinin NOTER ONAYLI GERÇEKRÜYALARINI ÇALDILAR. Vatan toprakları da böyle uyuduğumuz için elimizden kayıp gitmektedir. Yediden yetmişe bütün Samsunlu hemşerilerimi verdiğim mücadelemde bana destek olmaya davet ediyorum.
SÖZÜM BURADA BU YAZIMI OKUYAN VE BÜYÜK ÇOĞUNLUĞUNU TANIDIĞIM ARKADAŞLARIMA. OLAYIN ASLI, GERÇEĞİ TAMAMEN ANLATTIĞIM GİBİDİR. ÇOĞUNUZUN ORADA NE SIKINTILAR İÇİNDE ÇALIŞTIĞINI YAKINDAN BİLEN BİRİSİYİM. SÖZÜM KALEMLE YAZANLARADIR. YARIN BİR GÜNÜ BUNA BENZER BİR DURUM SİZİN DE BAŞINIZA GELEBİLİR. BİR GAZETECİ ARKADAŞINIZIN ONURUYLA OYNANMIŞTIR. BU KOLAY KOLAY AFFEDİLECEK BİR ŞEY DEĞİLDİR. YARININ NELER GÖSTERECEĞİNİ KİM BİLEBİLİR! BİR AKŞAM OLDUĞU ZAMAN TRİLYONER, ÖBÜR AKŞAM OLDUĞU ZAMAN METELİKSİZ İNSANLARI ÇOK GÖRDÜK. ŞU ANDA SİZ İMTİHANDASINIZ. YUKARI TÜKÜRSEN BIYIK, AŞAĞI TÜKÜRSEN SAKAL MİSALİ ZOR BİR KONUYLA KARŞI KARŞIYASINIZ. KÖŞESİNDE BU OLAYI HALKA BİLDİREN VE KORKUSUZCA YAZAN ARKADAŞLARIMIZIN YAZISINI İNTERNETE KOYABİLMEM İÇİN LÜTFEN MAİLİME YAZINIZI GÖNDERİNİZ. GAZETECİLİK GERÇEKTEN ÇOK ZOR BİR MESLEKTİR. ONU, KİMSEDEN ÇEKİNMEDEN, SADECE DOĞRULARI YAZABİLEN İNSANLARIN BİNLERCE OLMASI DİLEĞİYLE. KAMUOYUNUN BİLGİSİNE SAYGIYLA SUNUYORUM.

BAKAN NİMET ÇUBUKÇU, SAMSUN'DA…
09 Temmuz 2006 Pazar Saat 14:01
www.haberler.com
…Sevgi Gölü yanındaki Sevgi Kafe'ye giden Bakan Çubukçu, burada Vali Hasan Basri Güzeloğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, AK Parti Samsun milletvekilleri Suat Kılıç ve Ahmet Yeni ile birlikte yemek yedi. Bu sırada Bakan Çubukçu'ya yaklaşan emekli öğretmen, halk şairi ve reklam yazarı Hasan Sancak, Bakan Çubukçu'ya 'BENİM ANNEM MELEKTİ ' isimli şiir kitabını hediye etti. Hasan Sancak, Bakan Nimet Çubukçu için yazdığı şiiri takdim ettiği sırada, rüyalarında gördüğü reklamların bazı firmalar tarafından kullanıldığını dile getireceği anda, korumalar tarafından uzaklaştırıldı. Bu sırada, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, Hasan Sancak'a, "Bakanımız çok yoğun. Yarın bana gel, ben seni 2 saat dinleyeceğim" diye teselli etti.
Hasan Sancak'ın Bakan Nimet Çubukçu' ya
yazdığı şiir şöyle:

SAMSUN'A BAKAN GELDİ
MİS GİBİ KOKAN GELDİ

Hoş geldiniz Samsun'a
Çok yakınsınız cana
Mutluluğu getirin
Burada her insana
Samsun'a Bakan geldi
Mis gibi kokan geldi
Samsun büyük bir şehir
Sağ solda iki nehir
Vatandaş neşe bulsun
İşi halledin bir bir
Samsun'a Bakan geldi
Mis gibi kokan geldi
Aile çok önemli
Gezersin ilçe ili
Problemler kalmasın
Yukarı kaldır eli
Samsun'a Bakan geldi
Mis gibi kokan geldi
Memlekette bir bela
Canı öldürür hâlâ
İçki kumar önlensin
Sağlam çıkalım yola
Samsun'a Bakan geldi
Mis gibi kokan geldi
Unutmayın Samsun'u
Daima sevin onu
Bir işi olur ise
Görün Bakanım bunu
Samsun'a Bakan geldi
Mis gibi kokan geldi
Gidenler unutuyor
Beni üzüntüye kor
Şairin derdi nedir
İster isen bir kez sor
Samsun'a Bakan geldi
Mis gibi kokan geldi
Reklamlarım çalınır
Şirketlerce alınır
Çaresiz bir şekilde
İşte böyle kalınır
Samsun'a Bakan geldi
Mis gibi kokan geldi
Bunlar Hasan'ın sözü
Anlatılanların özü
Sizler de düşürmeyin
İçime ateş közü
Samsun'a Bakan geldi
Mis gibi kokan geldi


SAMSUN’DA KENDİLERİNE ULAŞTIKLARIM VE İLGİLENMEYENLER...

TAYYİP ERDOĞAN
NİMET ÇUBUKÇU
ATİLLA KOÇ
MEHMET AĞAR
ERKAN MUMCU
SUAT KILIÇ
AKP SAMSUN MİLLETVEKİLİ
YUSUF ZİYA YILMAZ
SAMSUN BELEDİYE BAŞKANI
İBRAHİM TATLISES


MAİL VE TELEFONLA ULAŞTIKLARIM VE HABER YAPMAYA KORKANLARDAN BAZILARI…
ALİ KIRCA
ALİ SAYDAM
ATIF BİR
GÜNEŞ TULGA…
SAVAŞ AY…
CANLI TV TELEFON BAĞLANTISINA ALACAĞIZ DİYEN VE SÖZÜNDE DURAMAYAN
BEYAZIT ÖZTÜRK
CANLI TV YAYININA GEL DİYEN VE SUSTURULAN
ESRA CEYHAN

SAMSUN ALAÇAMA GELDİ. KORKUSUNA YAYINLAYAMADI.

FLASH TV CANIM TÜRKİYE PROGRAMI

BEYAZIT ÖZTÜRK
ESRA CEYHAN’A,
Kanal D’de program yapan Beyazıt Öztürk korkusuna beni canlı yayına bağlatamamıştır. Beni 3 sefer telefonla arayıp, canlı yayına alacağız dedirten kendisidir. Kanal D’de program yapan Esra Ceyhan’da canlı yayına gel demesine rağmen, yönetim tarafından susturulmuştur. Flash Tv Canım Türkiye Programı Alaçam’a gelip çekim yapmasına rağmen yayınlayamamıştır.

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
TEŞEKKÜR
SAMANYOLU TELEVİZYONU MACERACI PROGRAMI SUNUCUSU MURAT YENİ beni 9 dakika göstermiştir. Kendisine saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

TEŞEKKÜR
Bu haberimi sadece

SAMSUN
MANŞET GAZETESİ SAHİBİ
A.Yener CABBAR

üç gün MANŞETTEN verdi.Kendisine bir basın mensubu olarak, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.Bu onurlu davranış inşallah diğer medya kuruluşları tarafından da gösterilir. Binlerce mail göndermeme rağmen yazarlar bile köşelerine bu yazımı  alamadılar. Hür, bağımsız, onurlu, yüreği yeten, paranın kölesi olmayan basın mensupları muhakkak sesimi duyacaktır. Onların hepsine saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Daha hür ve bağımsız bir medyanın Türkiye’de oluşması dileğiyle… Saygı ve sevgilerimi sunarım.
SAYGILARIMLA.
HASAN SANCAK
ALAÇAMLI HALK ŞAİRİ
REKLÂM YAZARI
(EĞİTİMCİ-GAZETECİ)
TEL: 0362–621 27 79
0506–2730465 (Öğretmen Hattı)

E-mail: noteronayliruya55@yahoo.com.tr

Yeni Cami Mah. Bafra Cad.4.Sok No 11
55800-ALAÇAM-SAMSUN

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/11/2006 - Sporda Barış ve Kardeşlik Reklam Senaryoları

Kategori: yazilarim

 

 

DİKKAT: Aşağıdaki “ Sporda Barış ve Kardeşlik Reklâm Senaryo Önerileri “ Hasan Sancak ’a aittir.  (KONUSU BAŞKA BİR ÜRÜN İÇİN ASLA KULLANILAMAZ) 

           ÖNEMLİ NOT: BU REKLÂM ÖNERİLERİ HABER OLARAK GAZETE VE DERGİLERDE YAYINLANABİLİR. Öbür türlü sahibinden izin alınmadan: TÜRKİYE VE DÜNYADA “ Reklâm ve başka amaçlar için hiçbir televizyon, Bilgisayar ve İnternet’te; ulusal, yerel, televizyon, sinema, tiyatro, radyo, gazete, dergi, şahıs, firma, şirket, reklam ajansı vb. tarafından konusunun küçük bir bölümü ya da tamamı değiştirilerek sesli, görüntülü, yazılı şekilde kullanılamaz. Oynatılamaz, gösterilemez ve yayınlanamaz. Kaset ve CD ye çekimi yapılamaz. Aksine hareket edenler hakkında “ Telif Hakları Yasası” uyarınca kanunî işlem yapılır.”

            

          KONU 1: Bir genç bisikleti ile birlikte evine gitmektedir. Bisikleti bahçeye bırakır. Evin kapısını çalar. Anne,  kapıyı açar. Çocuk annesini kucaklar. Dosdoğru kendi odasına çıkar. Üstündekileri çıkartır. Aynanın karşısında yüzünü, sağını ve solunu da iyice boyar. Kapıdan çıkmak üzereyken onu annesi görür.

—Anne: Oğlum nereye gidiyorsun?

—Genç: Maça gidiyorum Anneciğim.

—Anne: Oğlum sağına soluna dikkat et.Sen, biraz yaramazsın.Kimseyle dalaşma. Her şeyi konuşarak ve güzellikle hâllet.

—Genç: Peki Anneciğim.

               Genç annesini öper. Bisikletine biner yola çıkar. Bir marketin önünde durur. Çok güzel bir içecek ya da yiyecek alır. Onu, bisikletinin önüne koyar. Tekrar yola çıkar. Biraz gittikten sonra ansızın önüne “korkunç bir köpek, ayı, goril, maymun...” çıkar. Genç fren yapmak ister, bisikletini durduramaz, yere düşer. Onunla karşı karşıya kalmışlardır. O, ona dişlerini göstermeye başlar. Genç ne yapacağını şaşırmıştır. Yavaş yavaş ayağa kalkarken  eli  o aldığı şeye değer.Onu eline alıp ayağa kalkar.O, hırlayarak, homurdanarak kendisine yaklaşmaktadır. Genç renkten renge girmektedir. İstemeyerek o şeyin kapağını, üstünü açar, Ağzına bir tane atar. Hoşuna gitmiştir. İçinden bir tane daha alır. İleri doğru savurur. O şey onun önüne düşer. Yiyeceği ya da içeceği koklar, bir taraftan hırlarken. onu  ağzına atar.Genç bir tane daha  eline alır onu da atar.Yine onun önüne düşmüştür.Bir taraftan hırlamakta,bir taraftan koklamakta ve o şeyi sonra da yemektedir.Artık gencin her attığı şeyi havada kapmaktadır. Genç, zarar gelmeyeceğini anlayarak  canavara yaklaşır. Elinle vermeye başlar. Bir kaç tane verdikten sonra hayvan  iki ayakları üzerinde durmaya başlar. Yiyeceği vermeye devam ettiği anda, o şey ayağından başlayarak insan olmaya, insanlaşmaya başlar.O da kendisi gibi bir gençtir. Öyle kuvvetli kucaklaşırlar ki. Onu bisikletinin arkasına alarak maça yetişmek için yola çıkarlar. Sahanın içinden hep birlikte gür bir ses dört tarafa yayılmaktadır.

 -En Büyük Türkiye!..Başka büyük yok!

-En Büyük Türkiye!..Başka büyük yok!

-En Büyük Türkiye!..Başka büyük yok!

 

           KONU 2: Türkiye Birinci Futbol Ligi’nde mücadele eden en büyük iki takımın İstanbul’da karşılaşması vardır. Maç saati gelmiştir. İki grubun taraftarları farklı kapılardan maça girmektedirler. Polisler de bir olay çıkmaması için sıkı güvenlik tedbiri almışlardır. Bu maçı birbirlerini deliler gibi seven ama farklı takımları tutan iki sevgili de seyredecektir. Üstlerinde tuttukları futbol takımlarının formaları bulunmaktadır. Maça girerken bile ellerini bırakmamaktadırlar. Diğer iki ellerinde de büyük iki tane kutu bulunmaktadır. Polisler en ince ayrıntısına kadar her tarafı aramaktadırlar. Tribüne gelirler. Yan yana fakat kendi tuttukları takımlarının bulunduğu bölümde otururlar. İki tarafın bulunduğu yerin ortasında aşağıdan yukarı kadar polisler ve barikatlar yer almaktadır. Böyle olduğu hâlde bile ellerini bırakmamaktadırlar. Hakemin düdüğünü çalmasıyla birlikte maç başlar. Herkes ayağa kalkmış kendi takımına tempo tutmakta ve birbirlerine çok kötü sözler; el, kol hareketleri yapmaktadırlar. Polisler onları zor zapt etmektedir. İki sevgili de sadece kendi takımları lehinde tezahüratta yapmaktadırlar. Birbirlerinin suratına sevgi ile bakmaktadırlar. Adeta maçın bir kardeşlik ve barış olduğunu birbirlerinin suratına söylemektedirler. Belirli bir süre böyle geçer. İkisi de aynı anda ayağa kalkarlar. Büyük kutunun ağzını açarlar. İçinde çok güzel bir içecek ya da yiyecek vardır. Kız ve erkek rakip taraftarlara teker teker onları sunmaktadır. Bu sahadaki bütün seyircilere yetecek kadar fazladır. Kutuların içindekiler elden ele bütün herkese ulaştırılır. Sevgililer, bulundukları yere dönerler.  Ayaktadırlar.Ellerini  tutarak kendi takımları için bağırmaktadırlar.O içecek ve yiyecekleri ağzına getirip midesine indirenlerde  kardeşlik ve barış duygusunun gelişmesine yol açmıştır.Tribünde herkes ellerini  tutarak havaya kaldırır.Aradaki barikatlar ve polisler çekilmişlerdir.O esnada gökyüzünde altlı üstlü üç tane helikopter görülür.Birisinin arkasında büyük bir Türk Bayrağı bulunmaktadır.Onun altındaki helikopterde de Atatürk’ün bir resmi ve yanında da “Ey Türk Gençliği!..” yer almaktadır.En alttaki helikopterde de reklamı yapılan şeyin resmiyle birlikte“(.....................)  Türkiye’yi çok seviyor.” Yazısı yer almaktadır. Sahada aynı anda tribünlerden tek bir ses duyulmaktadır.

-En Büyük Türkiye!..Başka büyük yok!

-En Büyük Türkiye!..Başka büyük yok!

-En Büyük Türkiye!..Başka büyük yok!

 

             KONU 3: Türkiye Birinci Futbol Ligi’nde mücadele eden en büyük iki takımın İstanbul’da karşılaşması vardır. Maç saati gelmiştir. İki grubun taraftarları sahaya yakın bir yerde karşılaşırlar. Araları biraz uzaktır. Önce sözlü olarak birbirlerine laf atarlar. Sonra da kaldırım taşlarını sökerek, birbirlerinin üzerine atarlar. Ellerindeki sopa, kesici ve delici aletlerle birbirlerinin üzerine saldırırlar. Ansızın polis arabasının siren sesi duyulur. Dövüş edenleri yakalamak için polis harekete geçmiştir. Her taraf karmakarışık olmuştur. Polisler kovalar, fanatik taraftarlar çil yavrusu gibi sağa sola kaçışırlar. Belirli aralıklarla iki grup çok büyük bir binanın içine girer. Arkalarından da polisler kovalamaktadır. Herkes binanın merdivenlerini yukarı doğru tırmanmaktadırlar. Kimin ne yapacağı belli değildir. Kaçan gençler üzerindeki formaları çıkartarak bir tarafa atmakta ve üstlerini başlarını düzeltmektedirler. Ama yukarıda kendilerinin kaçacakları bir yer yoktur. Gele gele binanın en üst katına gelirler. Büyük bir aynanın yanında dururlar. Aynanın yukarısında:”Lütfen ses yapmayınız. Üstünüzü başınızı düzeltip sessizce içeriye giriniz.” Yazmaktadır. Aynanın karşısında da bir ATATÜRK KÖŞESİ vardır. Atatürk’ün resmi o büyük aynayla karşı karşıyadır. Aynanın karşısına gelenleri mavi gözleri dikkatle gözlemektedir. Bu bakış kişilerin üzerinde çok büyük bir etki bırakmaktadır. Oraya gelenler insan olduğunun farkına varmaktadırlar. Her gelen genç bu durumla karşılaşmaktadır. Çünkü burası bir KÜTÜPHANE’ dir.Hepsi  sessizce kütüphaneye girerler.Kütüphanedeki masalarda kızlı erkekli çocuklar ve gençler hiç ses yapmadan kitap okumaktadırlar.Masalarının üzerinde de Türkiye’nin en büyük şirketlerinden birisinin içecek veya yiyecekleri yenmektedir.Gençler ellerine birer kitap alıp masalara otururlar.Artık okumaya dalmışlardır.Polisler oraya gelirler.Herkesin  içeride sessizce kitap okuduklarını görürler.  Oradan sessizce uzaklaşırlar. Kitap okuyanlar akşamın nasıl olduğunun farkına bile varamazlar.

 

         KONU 4: Türkiye Birinci Futbol Ligi’nde mücadele eden en büyük iki takımın İstanbul’da karşılaşması vardır. Maç saati gelmiştir. İki grubun fanatik taraftarları sahaya yakın bir yerde karşı karşıya gelmişlerdir. Aralarındaki tahrikçilerin kışkırtmasıyla birbirlerinin üzerine saldırırlar. Önceden hazırladıkları şişelerdeki Molotofları birbirlerinin üzerlerine atarlar. Ellerinde eskiden savaşlarda kullanılan ilkel sopa, kesici ve delici aletlerden hepsi bulunmaktadır. Birbirlerinin üzerine saldırırlar. Acımasızca birbirlerine vurmaktadırlar. Bir taraftan polislerin sireni, öbür taraftan da ambulanslar yaralıları hastanelere taşımaktadırlar. Polisler zorlukla olayı bastırmıştır. Hastaneler ağzına kadar yarılılarla dolmuştur. Kimisi ayakta tedavi olmaktadır. İki ağır yaralı için kan anonsu yapılmaktadır. Hastanenin hoparlörü kan ihtiyacını tekrar etmektedir. Aileler de çocuklarını merak etmişler, hastanenin bahçesini doldurmuşlardır. Aranan kan iki kişide bulunmuştur. Bunlar farklı takımlardaki taraftarlardır. Kan vermek için söylenen yere gelirler. Burada dört yatak vardır. Yatakların ikisin de iki farklı yaralı yatmaktadır. Doktor kan gruplarını sorar. Birisini bir yatağa, diğerini de öbür yatağa yatırır. Artık dışarıda birbirlerini öldürmek için sopalarla saldıranlar diğerinin hayatını kan vererek kurtarmaktadır. Dört kişi boş kalan diğer elleriyle birbirlerinin ellerini sıkıcı tutmakta ve birbirlerine sevgi ile bakmaktadırlar...

(.......................) Türkiye’yi çok seviyor.

Gençler! Fikirler; zorla ve şiddetle, top ve tüfekle, asla öldürülemez.

Gençlerin her şeyden önce, millete güven vermeleri gerekir.

 Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. ATATÜRK

Atatürk'ün sözleri ekranda gösterilir.

 

               KONU 5: Türkiye Birinci Futbol Ligi’nde mücadele eden en büyük iki takımın İstanbul’da karşılaşması vardır. Maç saati yaklaşmıştır. Fanatik taraftarlar maça hazırlıklı gelmişlerdir. İki grup karşılıklı yerlerini almışlardır. Önce bağrışmalar, küfürler ve birbirlerine yumruk sallamalar görülür. Söktükleri kaldırım taşlarını birbirlerine savururlar. Sonra da vücutlarının muhtelif yerlerinden çıkarmış oldukları sopa, delici ve kesici aletlerle birbirlerine saldırırlar. Polis arabalarının siren sesi duyulur. Arabalarından atlayan polisler olay çıkartan kalabalığı çember içine alır. Kaçacakları bir yer kalmamıştır. Polisler üst baş aramalarına başlamıştır. İnsanın kanını donduracak aletler gençlerin üzerinden çıkmaktadır. Yakalanan aletlerin hepsi bir yerde toplanmaktadır. Aslında bu sahne bir SİNEMA YA DA TELEVİZYON da gösterilmektedir. Büyük bir salonda seyirciler vardır. Seyircilerin hepsi birer masaya oturmuşlardır. Masalarının üzerinde de Türkiye’nin en güzel içecek ve yiyecekleri bulunmaktadır. Seyirciler de çok özeldir. Devletin en üst yetkilileri, Federasyonun başkan ve yardımcıları, kulüp başkanları, bütün futbolcular formalarıyla birlikte, onların eşleri ve çocukları da... Bu sahneyi seyretmektedirler. Bir taraftan da o taze içecek ve yiyecekleri yemektedirler. Kamera teker teker o kişileri göstermektedir. Bu esnada Atatürk’ün görüntüsü ve sesi ekrandan gençlere kendi özdeyişleri ile seslenmektedir.

Gençler! En büyük davamız, en uygar millet olarak varlığımızı yükseltmektir.

En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır.

En kötü barış, en iyi savaştan iyidir.

Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk,  onu siz devam ettireceksiniz. ATATÜRK

Not: Reklâm senaryolarında, konuya bağlı olarak, şirketin isteğine göre, cümlelerinde değişiklik yapılabilir.

 

 

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/11/2006 - Öğretmenin Çok İlginç Alternatif Reklâm Senaryoları

Kategori: yazilarim

 

ÖĞRETEMENİN

 

ÇOK İLGİNÇ

 

ALTERNATİF

 

 REKLÂM SENARYOLARI
 
AŞAĞIDA YAZILAN REKLÂM SENARYOLARI ALAÇAMLI HALK ŞAİRİ-REKLÂM YAZARI EĞİTİMCİ-GAZETECİ HASAN SANCAK'IN KENDİ AKLINDAN BULMUŞ OLDUĞU DÜŞÜNCE ÜRÜNÜDÜR. ÖNEMLİ NOT:(SAHİBİNDEN İZİN ALINMADAN KONUSU BAŞKA BİR ÜRÜN İÇİN ASLA KULLANILAMAZ.)
             Hangi amaçlarla olursa olsun, dünyada ve Türkiye’deki; ulusal, yerel, televizyon, radyo, bilgisayar, gazete, dergi, şahıs, firma, şirket, reklâm ajansı vb. tarafından konusunun küçük bir bölümü ya da tamamı değiştirilerek sesli, görüntülü, yazılı şekilde televizyon, sinema tiyatroda oynatılamaz, seslendirilemez; kaset ve CD ye çekimi yapılarak gösterilemez. Aksine hareket edenler hakkında Telif Hakları Yasası uyarınca kanunî işlem yapılır.
 
 
                            CEP TELEFONU REKLÂMI!

 

              KONU:(Çok yüksek bir bina, dağ, tepe, direk...)Ansızın bir telefon çalar. İyi günler. Hasan Beyle görüşebilir miyim? Hasan Bey biraz önce buradaydı. Dur çağırtayım. İçeri giren şişman birisidir. Evladım Hasan Beyi çağırır mısın? Hasan Beye (Binanın penceresinden ip sarkıtma, binanın penceresinden iple inme, binanın merdivenlerini koşa koşa inme, asansörle ...) ulaşılabilir. Hasan Beyin yanına ulaşan kişi yorgunluktan bayılmak üzeredir.
-Hasan Bey !.. Telefon !.. Telefon !..
-Buyrun! Ben Hasan Bey !.. Alo !.. Alo !.. Alo !..
-Bu şekilde dostunuza, arkadaşınıza, öğretmeninize, doktorunuza ulaşamazsınız.
-(........) Biz sizi standart bir ücretle, sevdiklerinizle saatlerce konuşturuyoruz...
Konuşmanın tam sırası.

ANNE BABA ÇOCUK GENÇ- KONUŞMAYI HEMEN SEÇ
MUTLULUK ESENLİKLE-UCUZ TARİFEYE GEÇ
Çünkü biz şimdi daha güçlüyüz.

 

                           KOT TAKIMI REKLÂMI

 

              KONU: Bir müstakil ev. Mutfak odası. Adam masada çay içmektedir. Sırtı televizyona dönüktür. Masada da televizyon kumandası vardır. Arkasına bakmadan kumandanın tuşuna basar basmaz bir kişi kapıya bir tekme vurarak içeri dalar. Kapı gıcırtıyla açılır. Odanın içine silahlı bir adam girmiştir. Bu adamın sadece sesi duyulmaktadır. Hemen masanın başındaki adama
—Eller yukarı der. Adam ellerini yukarı kaldırır.
—Geriye dönersen kendini ölmüş bil. Evinde para altın ve ziynet eşyası var mı? Çabuk bana yerlerini söyle. Adam titremeye başlamıştır. Dili tutulmuştur. Silahlı Adam konuşmasına devam etmektedir.
-Çabuk ol, işim acele. Daha uğrayacağım yerler var.
-Adam ben... Ben fakirim. Benim evde hiçbir şeyim yok.
-O zaman cebindeki paraları çıkar. Adam cebindeki paraları çıkarır. Adamın gözü masa başındaki adamın giydiği giysilere takılır.
-Giymiş olduğun kot takımı çok değerli. Arkana bakmadan onları çıkar ve geriye koy. Adam söylenenleri teker teker yerine getirmektedir. Üzerinde sadece bir şortla kalır.
-Ben çıkıyorum. Bir yere haber verirsen kendini ölmüş bil... Adam dışarı çıkmak üzeredir. Masanın başındaki adam yavaş yavaş kafasını yana doğru çevirmeye başladığı zaman kendisine seslenen şahsın televizyonda olduğunu fark eder. Adam elinde kot pantolon ve diğer elbiselerle kapıdan dışarı çıkmaktadır... Masanın başındaki adam düşüp bayılır...
          
                         AYAKKABI REKLÂMIDIR


        KONU: Türkiye’nin en büyük ayakkabı firmalarından birisi bir yarışma düzenlemiştir. Bu yarışma çok büyük bir salonda yapılmaktadır. Seyirciler salonu ağza kadar doldurmuşlardır. Salonun bir kenarında uzun bir masa vardır. Koltuk ve sandalyelerde yarışmacılar oturmaktadır. Yarışmacıların önünde (cep telefonu-dürbün-bilgisayar-zumlu fotoğraf makinesi-kamera-Karadenizli bir vatandaşın önünde de bir çanta ...)bulunmaktadır. Onların karşısında da sadece ayak ve ayakkabıları görülen yüzlerce çift ayak ve güzel ayakkabılardan oluşan insanlar vardır. Yarışma (tek kişilik ya da baba-anne erkek çocuk ve kız çocuktan oluşan bir Karadenizli ailenin bulunması şeklindedir.) Yarışmacılar ellerindeki son teknik aletlerle ayak ve ayakkabılara bakmaktadırlar. Karadenizli hiç oralı değildir. Yüzlerine bakmadan yarışmacılar Karadenizli aileyi bulmak zorundadırlar. Hepsinin bir sefer söyleme hakkı vardır. Çünkü ödül büyük bir ödüldür. Yarışmacılar teker teker elenmektedir. Sıra Karadenizliye gelir. Karadenizli ayağa kalkar Önce jimnastik hareketleri yapar. Çantasını açar. Orada bir kemençe bulunmaktadır. Kemençeyi eline alarak ileri doğru gider. İlk baştan sona doğru kemençe çalarak gitmektedir. Biraz sonra perdenin arkasında ayaklar oynamaya başlar. Karadenizli onları bulmuştur. İşte bu ayaklar der. Kemençeyi tekrar çalmaya başlayınca aile o güzel ayakkabılarla birlikte oynayarak sahneye çıkar.
      
  ESANS- KREM-KOLANYA-PARFÜM REKLÂMI
              
          KONU: Bir apartman dairesi. Baba, anne, erkek ve kız çocuktan oluşan bir aile sohbet etmektedirler. Evin erkeği yakışıklı, hanım ise çok güzel bir hanımdır. Hanım aynı zamanda çok kıskançtır. Ansızın erkeğin cep telefonuna numarası belli olmayan bir mesaj gelir.Her mesaj gelişte hanım erkeğe gözlerini çıkarmakta sinirli sinirli bakmaktadır.. Erkek de büzüldükçe büzülür. Cep telefonuna baktığı zaman mesaj okunur.Mesajda şöyle yazmaktadır.
-SÜRÜN EMİ!...
-(...........................) İkinci gelen masaj bir boşluktur.
-HANIMIN DA SÜRÜNSÜN !..
-(...........................) Üçüncü gelen masaj yine bir boşluktur.
-ÇOCUKLARIN DA SÜRÜNSÜN EMİ !..
-(...........................) Dördüncü gelen masajda yine bir boşluktur.
-SÜLALENDE SÜRÜNSÜN !..
-(...........................) Beşinci gelen masajda yine bir boşluktur.
Yine bir mesaj gelir.
-SÜRÜN AMA KREM-KOLANYA-ESANS-PARFÜM SÜRÜN !..

Son mesajla birlikte aile rahatlamıştır. Zaten yanlarında reklamı yapılan şey durmaktadır. Hep birlikte sürünürler.


                        BAĞIMSIZLIK REKLÂMI

 

        KONU: Çok büyük bir dükkân. Dükkânda belirli aralıklarla yan yana dizilmiş akvaryumlar bulunmaktadır. İlk baştaki akvaryum çok büyüktür. İçinde çeşitli balıklar ve bol miktarda yiyecek bulunmaktadır. Balıklar bu yiyecekleri yememektedirler. Diğer akvaryumların sadece içleri su ile doludur. Bütün akvaryumların üstleri açıktır. Belirli bir süre sonra balıklar büyük akvaryumdan diğer akvaryumlara teker teker atlamaya başlar. Bu çok uzun bir yoldur. En son akvaryumun yanında küçük bir pencere vardır ve bu pencerenin bir bölümü de açıktır. Pencerenin alt tarafı da (ÇAY-DERE-GÖL-IRMAK-DENİZ’ e) çıkmaktadır. Bütün balıklar son akvaryumlardan oraya atlarlar...
Bülbülü altın kafese koymuşlar, yinede VATAN ım demiş...
HÜRRİYET ve bağımsızlık benim karakterimdir...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Hasan Sancak Noter Onaylı Ruya

Kategoriler

Arkadaşlarım

H.ALP ŞEN
hüseyin alp şen